| Analiz: Abhazya ve G.Osetya bağımsızlıklarının tanınmasında Rusya, Batı ve Kafkasyalılar.. |
Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıkları Rusya tarafından tanındı. Geçtiğimiz günlerde cereyan eden bu olaylar tarihimizin dönüm noktalarından birisi olarak hafızalara kazınacak. İki düşman, Rusya ve Gürcistan’ın kapışmasından biz Kafkasyalılar için sonuçları çok enteresan olacak bir süreç yaşanmaya başlandı. İlk bakışta manzara bizlere belki de ilk defa iki düşmanın kapışmasından Kafkasyalıların menfaat sağladığını gösteriyor. Tarihimizdeki örnekler hep bunun tersi ve başkalarının çatışmalarından hep Kafkasyalıların tokat yediğini göstermesi açısından bu oldukça enteresan. Peki her şey bu ilk bakışta görünen manzara gibi mi? Yoksa Gürcülerin Şinval’i işgalinin ikinci gününde Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un televizyon kameraları önünde söylediği gibi ezeli ve ebedi düşmanımız Rusya gerçekten Kafkasya halklarının koruyuculuğuna mı soyunmuştu? Gerekçesi ne olursa olsun, altında ne türden bir hesap yatarsa yatsın Rusya’nın bu yaptığı Abhaz ve Güney Osetleri Tiflis iktidarının hayati tehdidinden kurtardığı için Kafkasyalıların yararınadır. Bunun tersini konuşmak, tarihi gerekçeler ve gelecekte olması kuvvetle muhtemel gelişmeler temelinde dahi olsa abestir. Zira Tiflis yönetiminin başında bulunan çılgınlar sürekli Kafkasya’nın dibinde duran dinamitlerden birkaçının fitilini ateşlemeye kararlı görünüyorlar. Tiflis yönetiminin amaçları bizim hayalimizdeki Kafkasya’nın birliğinden ve Promete dayanışmasından çok öte bir yerlerde. Onlar megalomani krizine tutulmuş bir şekilde, Hitler gibi kendi ideolojilerine uygun düzmece tarih tezleri oluşturup, emperyalist ağabeylerinden aldıkları dersleri Kafkasya’da uygulamanın derdine düşmüşler. Kafkasya’nın birliğin eyönelik tarihte oluşan fırsatların kaçırılmasındaki rollerini bir kez daha oynuyorlar. ‘Deja Vue’ gibi bir şey bu. Eduard Kokoity’nin durumu ve duruşu belli. Kuzey’deki kardeşleri gibi o da büyük Rusya’nın bir parçası olmaktan son derece mutlu olacak. Zaten bunu gizlemiyor da… “Rusyasız bir Kafkasya olamaz..!” diye çığlıklar atıyor. Bu eğilim sadece Kokoity ve Mamsırati’ye özgü eğilimler de değil. Maalesef Stalin döneminden günümüze kadar geçen süreçte Osetler zaman içerisinde Kafkasya’nın yerlileri ile Ruslar arasında yaşanan sorunlarda gitgide Ruslarla daha bir yakınlaşan bir çizgi izlemeye başladılar. Bu çizgi 1992’deki Prigarodni olaylarında çok daha belirgin bir hale geldi. Doğal ortamlarında yaşamaktan başka bir amacı olmayan İnguşlar Rus askerlerinin desteklediği silahlı Oset çetelerinin saldırıları ile topraklarından kovuldular. Kafkas Dağlı Halklar Konfederasyonu sürecinde de Osetler çalışmalara ya aktif olarak katılmadılar ya da katıldıkları toplantılarda Oset delegeler oylarını Rusların yararına bir doğrultuda kullandılar. Dolayısıyla bu bağımsızlık ilanının Rusya tarafından tanınması aslında yakın gelecekte bir referandum ile Güney Osetya halkının Kuzey’deki kardeşleri ile birleşmelerinin kapısını açtı. Ancak, şu hengamede Sergey Bagapş’ın yerinde olmak istemezdim. İki ucu pis bir değneği ellerini kirletmeden tutmaya çalışıyor. Şu ana kadar bunu başardığı söylenebilir. Ama Moskova’nın KGB tarzı manevraları ile nereye kadar başa çıkacağını zaman gösterecek. Tarihte cereyan etmiş olaylar, soykırım ve sürgünler bir yana Çeçenya örneği hala gözlerimizin önünde olanca canlılığı ile duruyorken Rusya’nın Kafkasya halklarının dostu, hamisi ve kurtarıcısı olduğunu iddia etmek ya ahmaklık ya da karşınızdakini ahmak yerine koyacak kadar küstahlık olur. Rusya’nın bugün Abhazya ve Güney Osetya denkleminde üstlendiği rol olsa olsa Kırmızı Şapkalı Kız hikayesindeki Tilki rolü ile özdeşleşebilir. Putin ile beraber Kremlin’e dönen eski KGB hegemonyası günümüzde Stalin dönemine rahmet okutacak taktik ve uygulamalarla, pervasızca hem Rusya’da yaşayan halklar, hem de dünyanın gözünün içine baka baka, rakiplerini teker teker ortadan kaldıra kaldıra yoluna silindir gibi devam ediyor. Vladimir Putin ve Sergey Ivanov gibi profiller psikologlar ve davranış bilimciler için benzeri bulunmaz vakalar. En usta politikacı, gazeteci ve televizyon muhabirleri karşısında bile tüm pişkinlikleri ile kamera karşısında, bütün dünyanın gözünün içine baka baka herkesin siyah gördüğünün aslında beyaz olduğu iddia edebiliyorlar. BBC’nin Hard Talk adlı canlı mülakat programının yapımcısı, birçok dünya liderine kamera karşısında soğuk terler döktüren tecrübeli gazeteci Stephen Sackur bile Putin ve Ivanov’un mülakattan çok kelimelerle psikolojik savaşı andıran bu konuşmaları ile başa çıkamıyor. Bununla ilgili Alex Goldfarb’ın bu sene piyasaya çıkan “Litvinenko : Bir Muhalifin Ölümü” adlı kitabında güzel bir Putin tanımlaması yapılmış. Putin için, “o karşısındakinin vücut dilini çözer ve sanki kişinin karşısında kendisi varmışçasına onun vücut dilini taklit eder” diyor. Dünyanın içine düştüğü Pazar daralmasına Rusya’nın sağladığı nefes borusu ve sahip olduğu enerji kaynaklarını dünyanın başının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi kullanıyor olması yüzünden dünya bu trajikomik oyunu gıkını çıkartmadan izlemeye devam ediyor. Putin sonrası yıllarda tarihçilerin dünyanın bu dönemini nasıl anlatacaklarını çok merak ediyorum. Anna Politkovskaya, Alexander Litvinenko, Magomed Yevloev gibi isimlerinin tamamını burada saymanın mümkün olamayacağı ortadan kaldırılmış tanınmış veya tanınmayan binlerce Putin muhalifi de eminim merak ediyorlardı. Dünyada dönen oyunlar hakkında en ufak bir fikri olmayan ama tek suçları yanlış zamanda Putin’in oyun sahasında bulundukları için ölen yüzbinlerce çoluk, çocuk, kadın ve yaşlı suçsuz insan da şansları olsaydı eminim bunu öğrenmek isteyeceklerdi.
Acaba Putin geçmiş günahlarından arınmak için tövbe mi etti? Abhaz ve Güney Oset halkının tehlikede olan yaşamları ve tarihi hakları mı Putin Rusyası’nı bu bağımsızlıkları tanımaya yönelten? Elbette ki hayır..! Bunu Putin ile düşman olunmaması gerektiği kadar dost da olunamayacağını çok iyi bilen meşhur Rus oligarklarından Yahudi iş adamı Boris Berezovsky’ye sormak lazım. SSCB sonrası popülaritesini yitirmiş bir KGB subayı olarak silik bir görevdeyken kendisi tarafından keşfedilip, Başkan Boris Yeltsin’in kulağına ismi fısıldanan Putin gücü eline geçirdikten sonra ilk fırsatta, en küçük görüş ayrılığında Berezovsky’yi tasfiye etmekte bir sakınca görmedi. Bugün hayatına Rusya dışında bir faili meçhule kurban gitmemek için yoğun güvenlik tedbirleri altında devam ediyor. Rusya’nın en çok seyredilen televizyon kanalı NTV’nin sahibi Vladimir Gusinsky'nin kaderi kremlin uygulamalarını halka aksettirdiği anda çizilmişti. O da Berezovsky gibi ülkeyi t Bu endişeler bugün birçok Kafkasyalı tarafından ya olayın tadını çıkartmak, ya illüzyonun verdiği rehavet ya da politik kaygılar sebebiyle dile getirilmiyor olabilir. Politik kaygılardan kaynaklanan suskunluklara elbette belli bir yere kadar tolerans gösterilebilir. Ancak, geçmişte çok defa örneklerini gördüğümüz gibi bugün de sadece Rus olan her şeye sempati duymaktan kaynaklanan ideolojik sapkınlığın bir sonucu olarak Kremlin’e Kafkasların kurtarıcısı tacını giydirmeye çalışanlara tarih ve Kafkas halkları önünde ileride düşebilecekleri durumu hesap ederek biraz daha tedbirli olmalarını öneririm. Tarih kayıtları Celaleddin Korkmazov, Necmeddin Samurski ve Kalmık Betal gibi profilleri ve başlarına gelenleri çok net gösteriyor. Benzer profillerin renk tonlarındaki ufak bir nuans ile bugün de mevcut olduğunu görüyoruz. Tarihlerinden ders almayan toplumlar için layık oldukları şekilde yönetilmek kaçınılmaz bir kader haline dönüşüyor. Biz Kafkasyalılar için de bu bir kader olmamalı. Diğer yandan Moskova ile olan çıkar çatışmalarını Saakaşvili gibi maceraperest çılgınlar vasıtasıyla yapmaya çalışan Batı Kafkasya’nın tarih ve gerçeklerine karşı duyarsızlık ve cehaletinin bedelini hem kendisi ödeyecek, hem de en ağır şekilde Kafkasyalılara ödetecek gibi görünüyor. Tiflis’in şoven şahinlerine gaz vererek Kafkasya’yı ateşe atmalarının ezeli rakipleri Rusya’dan başka kimsenin işine yaramayacağını artık onlar da anlamalılar. ABD’nin 11 Eylül olaylarından sonra Moskova’nın Kafkasya’daki insanlık dışı uygulamalarına karşı üç maymunu oynaması ve insanların zihinlerinde ve yüreklerinde tamiri onlarca yıl sürecek olan bir tahribata ortam sağlaması gibi şimdi de oynadığı yanlış kartlarla eski yaraların üzerine yeni yaraların açılmasına sebep oluyor. ABD’nin bu yaklaşımları kısa ve orta vadede Kafkasyalıları bir kez daha Moskova’nın kucağına iterek, uzun vadede Kafkasyalıların kendi anavatanlarında daha da azınlık durumuna düşürülecekleri yeni bir Rus kolonizasyonunun ve bölgede ebedi Rus hakimiyetini sağlayacak fırsatların kapılarını açıyor. Cem Kumuk / Eylül 2008 |




erk edip, sürgünde temkinli bir hayata mahkum oldu. Adıgey’e Cumhurbaşkanı olarak atadığı Sibirya zengini arkadaşı Hazret Sovmen de en küçük görüş ayrılığında gözden düştü. Rusya’nın en güçlü adamlarından birisi olduğu düşünülen Yuri Lujkov da Putin’in hışmından kurtulmak için onun lehine piyasadan çekilmeyi tercih etmişti.
zlıklarını tanıma yönündeki kararını takip edecek icraatlarını temkinli bir yaklaşımla izliyor olacağız.