Güncel
Yeni Eklenenler
Yorumlar


Gürcü İnsan Hakları Savunucularından Gürcü Halkına bir Çağrı
 

Tiflis Hükümeti'nin silahlı güçlerinin Güney Osetya'ya karşı saldırıya geçmesinden sadece bir gün önce 7 Ağustos 2008 tarihinde Gürcü İnsan Hakları Savunucuları web sayfalarında Gürcü halkına hitaben bir çağrı yayınladı.  Ancak Güney Osetya'ya karşı başlatılan saldırı Tiflis Hükümeti'nin Gürcü halkının düşünce ve isteklerine karşı ne kadar kör ve sağır olduğunun en büyük göstergesiydi.  Benzer şekilde Gürcü Hükümeti insan hakları savunucularının 2007 Mart'ında düzenledikleri "ÖZÜR" (Sorry - hatamzait) kampanyasına karşı da kayıtsız bir tutum izlemişti.  Bu kampanya ile Gürcü halkının özür ricası Abhaz halkına iletilmeye çalışılıyordu.  7 Ağustos 2008 tarihli çağrının Türkçe çevirisini aşağıda yorumsuz olarak sunuyoruz.

AHPC - Kafkasya Tarih ve Politika Arşivi

Kaynaklar;
http://apsni.org/index.php?a=detailed&type=0&nid=26〈=en
http://www.humanrights.ge/index.php?a=article&id=1546〈=en

Gürcü Ulusuna duyuru

 “Barışa giden bir yol yoktur, Barış yolun ta kendisidir!”

Bugün Gürcü toplumu Abhaz halkı ile doğrudan konuşabilme olanağına sahip değil.  Aynı şey Abhaz halkı için de geçerli. 

Yıllardır Gürcü yetkililer Gürcü toplumunu yanlış yönlendirmekteler ve sürekli olarak çatışmanın tarafları arasında doğrudan ve açık diyaloğun kurulmasını engellemekteler.  Sonuç olarak pazarlık süreci yapay bir şekilde verimsizleştiriliyor. İnsanlar barış görüşmelerinin çıkmaza girdiğine ve savaşın soruna çare olarak tek çözüm olduğuna inandırılıyor.  Bununla da kalınmayarak, işin en talihsiz tarafı bunlar barış görüşmeleri başlamadan veya kalplerimizde ve zihinlerimizde birşeylerin kök salması için yeterli zamanımız varken söyleniyor.  Politikacılar ya sorumluluklarını yerine getirmiyorlar, ya da verimli çalışamıyorlar.  Bunların sonucunda  “beceriksizlik” anlamına gelen gerekenden daha az gösterilen çaba sebebiyle durum ciddi derecede gerginleşti ve yıllar öncesinde olduğu gibi toplum yine kaybedilen veya mahvolan masum canların acısını çekecek. Cevaplanması gereken bir anahtar soru var; Neden insanlarımız politikacıların çirkin ve politik oyunlarının kurbanı olsunlar?

Gürcü ve Abhaz halkları sadece barış ve dürüst diyalog istiyorlar. Yetkililer halkın temsilcileri durumundayken çarpık taleplerde bulunarak neden halkların bu isteğini algılayamıyorlar?  Politikacılar temsil ettikleri insanların arzularına boyun eğmeliler.  Bu karmaşık durumdan çıkışı sağlamak adına bazı çözümler sunmak için ellerinden gelen herşeyi yapmak zorundalar.  Bu gergin durumdan çıkmak için yalnızca uygun bir yol bularak bu çıkmaz sokaktan kurtulabilir ve ancak ondan sonra Gürcü – Abhaz ilişkilerinde yeni bir sayfa açabiliriz.  Bugün uzak ülkeler ve kıtalarda neler olup bittiğini artık çok daha iyi biliyoruz.  Buna karşın birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.  Gürcü ve Abhaz halklarına karşı bir enformasyon savaşı süregeliyor ve bu savaş yıllardır devam ediyor.  Halk medyadan ve liderlerden sadece elekten geçirilmiş bilgileri alabiliyor.  Dahası, çoğunlukla bunlar birer dezenformasyon olarak yayılıyor.  Televizyon kanalları hergün yanlış yönlendiren ve sahte haber zinciri yayıyorlar.  Bizim için sonu gelmeyen sözde düşmanlar yaratıyorlar.  Maalesef, bir çok insan, özellikle alternatif bir bilgi kanalına erişim şansı olmayanlar bu kaynaklara itibar eder hale geliyor.   Sadece az sayıda insan bu yayılan bilgilerin çoğunun ya tamamen, ya da kısmen sahte ve yanlış yönlendirici olduğunu idrak edebiliyor.  Çatışma bölgesi hakkında çok sayıdaki kaynaktan yayılan herhangi bir hikayeye inanmadan önce herkes kaynağın kendisi ve motifine çok dikkat etmeli.

Artık Hükümet tarafından inatla kullanılmaktan vazgeçilmeyen karşıtlıklar politikasına bir son vermenin zamnı geldi.  Barış içinde yaşamaktan başk abir talebi olmayan vatandaşların insan haklarının ihlali ile sonuçlanan çatışmaları bitirmenin tam zamanı.  Herkesi birbirine ve paylaşılan ihtiyaçlarıma dikkat etmeye ve saygı göstermeye davet ediyoruz.  Çatışma bölgelerinde yaşayan Gürcü ve Abhaz halklarının savaştan arındırılmış barışçıl bir yaşam sürmeye ve böyle bir yaşam ortamı geliştirmeye hakları var.

Gürcü toplumunun Abhaz ulusuna karşı ne kadar nazik ve saygılı olduğu bir soru işareti.  Daha birbirimizi anlayamaz bir haldeyken “Abhaz halkı ile beraber yaşamak istiyoruz” şeklindeki ifadelerimzde ne derece samimiyiz?  Abhaz halkını kutsal topraklarımızda yaşayan, burada bulundukları ve havamızı soludukları için bize minnettar olmaları gerektiğini düşündüğümüz, kuzeyden gelmiş misafirler olarak görmenin ötesine geçebilmeliyiz. İncil Abhazcaya tercüme edildiğinde birçok insan lanetler yağdırmıştı.  Aslında biz 90’lı yılların başında Sohum’daki Abhaz devlet Arşivini  ve Bilimsel Araştırmalar Enstitüsünü kundaklayan failleri bulmalıyız. Önce Abhaz dilini ve zengin kültürünü korumak adına ne yaptığımız hakkında bir anlaşalım ve  itiraflarımızı yapalım.  Bu uğurda ne kadar para harcadık?  Çatışmayı gerçekten bitirmek için ne yaptık?   2007 bütçesinde Savunma Bakanlığı ödeneği 1,494 milyar Gürcü Lirasıyken, Çatışmaların çözümünden sorumlu devlet bakanlığının ( şimdilerde adı Entegrasyon Bakanlığı olarak değiştirildi) yönetimine sadece 610 Bin Gürcü Lirası ayrılmış olduğu gerçeğini nasıl açıklayacağız?  Abhazya’yı Abhazlara ait şekilde muhafaza etmek ve Abhaz dilini geliştirmek için ne yaptık? Belki dikkatlerimizi Abhaz halkının neden ilk fırsatta Rusya Federasyonu’nun yardımına başvurmaya hazır olduğuna yöneltmeliyiz.  Rusya’ya, 19’uncu yüzyılda çok defalar acımasız savaşlara giriştikleri bir ulusa döndüler yüzlerini.  Abhaz halkının büyük bir bölümünü yabancı topraklara süren ve bir diğer bölümünü de kıyımdan geçiren Rusya’ya...  Bugün kimse Rusya’nın Abhaz halkına karşı uyguladığı soykırımdan bahsetmiyor.  Neden? Çünkü biz bugün Abhaz halkına Rusya Federasyonu’ndan başka bir tercih hakkı bırakmıyoruz. Muhacirlerin torunları bugün hala yabancı topraklarda sığıntı durumdalar.  Bugün Gürcü toplumundan kimse onlar hakkında birşeyler hatırlıyor mu?   Kimse onların sorunlarını anlamayı ve onların sonunda anavatanlarına dönüşü ile ilgili görüşmeler başlatmayı arzuladı mı?  Biz Gürcüler buna hazır mıyız?  Kendi Gürcü mültecilerimizin Abhazya’ya dönüşü için bir hazırlığımız var mı?   Yoksa bu sadece bir başka politik oyun mu ve sadece bazılarının işine geldiğinde başlatılan bazı iletişim kampanyalarının bir integral parçası mı?

Hiç bir anneye evladını bu kardeş cinayeti gibi savaşa göndermek isteyip istemediğini soruyor muyuz?  Böyle bir savaşın kazananı olmayacak.  Sonunda herkes yenilecek.  Bu savaş Abhaz ulusu için son perde, Gürcü devleti için ise son felaketi getirecektir.  Son berbat savaşta Abhaz halkının yaklaşık %5’inin öldüğünü hatırlıyor muyuz? Ve aynısı tekrarlanırsa, savaşın gerçek kazananları düşmanlıkların sonrasında gelen ve bir zamanlar Abhazya’da Abhaz ve Gürcülerin bir arada yaşadığı evlere yerleşenler olacaktır.  Savaştan bihaber olanlarla savaş çığlığı atanlar aynı kişiler.  Ancak, size kiminle ve neden savaştığımızı izah edemezler.  Neden söylediklerine inanalım ve son kanlı savaşta Gürcü ve Abhaz taraflarının eline silahı tutuşturan gücün bizi kışkırtmasına neden izin verelim? Sadece kendi kana bulanmış menfaatleri için bizim birbirimizi öldürmemizi isteyendir bu güç.  Ve şimdi bile onlar büyük bir coşkuyla bizim birbirimize karşı katliam yaptığımızı hayal ederek bizlere silah temin etmeye devam ediyorlar. 

Birbirimiz hakkında televizyondan sahte bilgiler duyarak büyümeye alışmamız için çok çaba harcandı.  Sürekli yüksek bir tansiyon, korku ve terörün hüküm sürdüğü bir ortamda yaşamaya alışacak şekilde yetiştirilmekteyiz.  Sürekli sahnelenen eylemler ve teröre alışkın şekilde büyüyoruz.  Ne savaş, ne de barış olarak nitelenemeyecek sanal bir gerçek içinde yaşamaya alıştırıldık. Ve, şu meşhur slogan gerçekten neyi ifade ediyor; “Abhazya’yı geri alacağız”?  Abhaz toraklarını mı yoksa Abhaz halkını mı geri alacağız?  Ve kan ve ölümle özdeşleştirilmiş bir ülkeye dönmek istiyor muyuz?  Gürcü toplumu ne istiyor ; İntikam mı, Abhaz halkı ile normal ve yakın ilişkiler kurmanın bir yolunu bulmak mı?

Ve bir kez daha Abhazya savaşı veya barışından ne beklediğimizi kendimize sormanın zamanı geldi.  Eğer savaş istiyorsak, bir sonrakinin kim olacağı belli.  Barış istiyorsak, o zaman şimdi birbirimiz ve paylaşılacak gelecek hakkında düşünüyor olmamız lazım. 

“Barışa giden bir yol yoktur, Barış yolun ta kendisidir!”

Belki birbirimizden özür dilemek, geçmiş hataları ve ortak günahları bağışlamak daha iyi olacaktır.  Belki birbirimizin acılarına karşı daha duyarlı olmak, birinin diğerini anlaması için ortak çaba sarfetmek daha iyi olacaktır.  Bir kez ve ebediyen Gürcü halkının Abhaz halkı ile bir savaşa girmeyeceğimi söylemeliyiz.  Ayrıca, biz Abhazya mültecileri şu anda ne zorluklar çekiyor olursak olalım hükümetimizi bizi Abhazya’ya döndümesi için askeri güç kullanmaya zorlamayacağımıza söz verelim.  İhanet ve yenilginin anlamının ne demek olduğunu biliyoruz ve Abhaz halkı için iyi olanı istiyorsak onların mağlup edilmelerini dilememeliyiz. Biz Gürcü ve Abhaz ulusları her yönüyle beraberce kazanacağız ve ve zafer beraberce bizim olacak ve bu birinin diğeri üzerindeki galibiyeti anlamına gelmeyecek.

İki ulus için bir araya gelmek ve ortak menfaatler için ortak yollar bulmak neden bu denli zor? Savaş önce zihinlerimizde başlıyor ve sonra gerçeğe dönüşüyor.  Yıllar önce başlayan savaş bugün de devam ediyor.  Düşmanlıklar birgün sona ermeli. Önce zihinlerimizde sona erecek.  Savaş daha en başından yenilgiyi sembolize eder.  Biz barışa değer veriyoruz çünkü yalnızca barışın yolunu tercih edeceğiz.  Savaşı kabul edemeyiz.  Savaş ilanı ve savaş ile ilgili her türlü propaganda silahları ateşler ve askeri bir retorikten ibarettir.  Savaş sadece ilk bakışta uygun ve iyi olan çözüm gibi görünebilir.

Gürcü ve Abhaz halkları sadece taraflar arasında barış ve açık diyalog talep ediyorlar.    Politikacılar, askerler, medya, sivil toplum, dini organizasyon ve uluslararası kurumlar dahil herkesi bir araya gelmeye ve düşmanlıklara, hızlı silahlanmaya ve bitmeyen savaş propagandasına bir son vermek için kaynaklarını birleştirmeye çağırıyoruz. 

Ne Gürcü, ne de Abhaz halkıın gidecek başka bir yeri yok.  Çocuklarımız yüzyıllar sonra da burada yaşamaya devam edecek, dillerini, kültürlerini, şeref ve tarihlerini muhafaza edecekler.

Halklarımızın bir geleceği var ve bunu yok etmeyelim!

İnsan Hakları Merkezi (HRIDC)

Uluslararası Savaş Karşıtları  - Gürcü Temsilciliği

Tiflis 7 Ağustos 2008